Jordan Donaldson videografi ile başlamış, işi onu KeyShot ve 3D render ile tanıştıran bir göreve götürünce yön değiştirmiş. Bugün Avustralya'dan lüks kozmetik ve mücevher markaları için fotogerçekçi ürün görselleri üretiyor. En çok konuşulan işi de gerçek bir çekimde yakalaması neredeyse imkansız olan bir efekt.
Videografiden 3D'ye
Donaldson kariyerindeki dönüşü açıkça anlatıyor: KeyShot ve render ile tanıştığı iş her şeyi değiştirmiş. O ana kadar yalnızca hayal edebildiği görselleri üretebilir hale gelmiş. Markalar için potansiyelin büyük olduğunu görmüş; birkaç tıkla, gerçek hayatta neredeyse mümkün olmayan sonuçlara ulaşabiliyormuş. Kariyerini 3D görsele çevirme kararı buradan çıkmış.
Modelleme tarafında Cinema 4D kullanıyor. Tasarım yaklaşımını ise iki cümlede özetliyor: fotogerçekçi sonuç için olağanüstü çaba harcıyor, çünkü müşteriler 3D'nin faydalarını gerçek hayatın görsel doğruluğundan ödün vermeden istiyor. Ama işin bundan ibaret olmadığını da ekliyor; ürünün özünü ve hikayesini, hitap ettiği kişilerde karşılık bulacak biçimde yakalamak gerekiyor.

Toz patlaması nasıl kuruldu?
Donaldson'ın en sevdiği projelerden biri, ünlü makyaj sanatçısı ve fırça tasarımcısı Rae Morris ile çalışması. Buradaki zorluk, makyaj tozunun havaya dağıldığı bir patlama efekti üretmekmiş.
Önce başka yazılımlarda toz simülasyonları denemiş, sonuç alamamış. Çözüm KeyShot'un malzeme grafiğindeki Flake geometri düğümünden çıkmış. Kendi anlattığı yöntem şöyle:
- Toz veya duman oluşumu içeren bir stok görselle başlanıyor.
- Bu görsel, Flake düğümünün yoğunluk dokusu girişine bağlanıyor.
- Düğümün parametreleri ayarlanarak hedeflenen toz biçimi elde ediliyor.
Donaldson bu düğümün daha popüler olmamasına şaşırdığını söylüyor. Yöntemin mantığı da öğretici: bir simülasyon yerine, dokunun yoğunluk bilgisi geometri dağılımını yönlendiriyor. Böylece efekt, sahnedeki ışıkla birlikte hesaplanıyor ve ürünle aynı karede tutarlı görünüyor.

Önce ışık
Donaldson'ın en çok kullandığı araçların başında HDRI ortam araçları geliyor. Bunları başlangıç noktası olarak tanımlıyor: sezgisel ve aydınlatma üzerinde hassas kontrol sağlıyor. İkinci sırada malzeme grafiği var; aklına gelen herhangi bir dokuyu yeniden üretmenin anahtarı olarak görüyor.
Ama asıl vurgusu sıralamada. Aydınlatmayı görselleştirme sürecinin tamamındaki en önemli adım olarak tanımlıyor. Modelleme çok iyi, kompozisyon kusursuz olsa bile ışık doğru değilse görselin tutmadığını söylüyor.
Bu konuda gerçek dünya aydınlatma kurulumlarını bilmesinin ona avantaj sağladığını, bu deneyimi olmayanlara fotoğrafçılığa girmelerini önerdiğini ekliyor. Tanımı da net: 3D sanatçıları bir tür dijital fotoğrafçı, KeyShot da sanal stüdyoları.
İlham kaynağını da aynı gözle okuyor. Dikkatini çeken bir görselle karşılaştığında içine giriyor; ışığın nereden geldiğine, kompozisyonu neyin oturttuğuna ve öğelerin nasıl dengelendiğine bakıyor.

Hız işbirliğini açıyor
Donaldson'ın müşterileriyle çalışma biçiminde tekrarlanan bir gözlem var: farklı açı ve kompozisyonları ne kadar hızlı üretebildiği müşterileri şaşırtıyor ve bu, süreci daha fazla işbirliğine açıyor.
Bunun pratik karşılığı toplantı biçimini değiştiriyor. Tek bir görsel üzerinden ilerleyen bir onay süreci yerine, aynı ürünün üç farklı kadrajı ve iki farklı ışık kurgusu masaya geliyor; karar da beraber veriliyor.

Türkiye'deki bir kozmetik markası için ne anlama geliyor?
Kozmetikte ürün görseli, ürünün kendisi kadar belirleyicidir. Ruj dokusunun parlaklığı, pigmentin dağılımı ve cam ambalajın kenarındaki ışık, satın alma kararını doğrudan etkiler. Bu detayları gerçek çekimde yakalamak pahalı bir stüdyo işi.
Donaldson'ın akışındaki iki ders doğrudan uygulanabilir. Birincisi, imkansız görünen efektlerin çoğu simülasyon değil malzeme kurgusu meselesi. İkincisi, işe ışıktan başlamak. Fotoğrafçılık bilgisi olan bir ekip için bu geçiş sanıldığından kısa; sahne kurmayı zaten biliyorsunuz, yalnızca stüdyo dijital oluyor.


